Hayatın Mimarı İnsan

Hayatın Mimarı İnsan

Hayatın Mimarı İnsan

13. yüzyıl İslam dünyasının en önemli mutasavvıf şairleri ve düşünürlerinden biri olan Mevlâna Celaleddin-i Rumi şiirlerinden birinde şöyle der;

Ey yiğit! Yazgıya bahane bulma,
Yükleme kendi suçunu başkasına.
Suçunu gör, dönüp de etrafında kendinin.
Kendindendir, gölgeden değil çektiklerin.
Ne yaptın da sana dönüşünü görmedin?
Ne ektinde ektiğini biçmedin?
Eylemlerin ruhundan ve bedeninden doğar.
Çocuğun gibi sonra gelip eteğinden tutar.

Derin felsefi mesajlar içeren bu dizeler, bu blogda birkaç kelime ile sınırlandırılamayacak kadar değerli anlamlar içeriyor ve arkadaş ortamlarında, üzerinde saatlerce sohbet edilebilecek kadar önemli bir hayat görüşünden bahsediyor.

Hangimiz yaşadığımız olaylar ve karşılaştığımız zorluklar için başkalarını ya da dışsal faktörleri suçlamak yerine, sorumluluğu üstlenebiliyoruz ki?

Oysa “Yazgıya bahane bulma” cümlesi, insanın kader ya da kontrol edilemeyen güçlere suç bulmasının bir kaçış yolu olduğunu ve “Ne ektin de ektiğini biçmedin?” sorusu, kişinin hayatında ne yaşadıysa aslında geçmişteki davranışlarının bir karşılığı olduğunu vurgular.

İnsanın yaşadığı her deneyim ve karşılaştığı her sonuç, kendi eylemlerinin birer yansımasıdır. Bu, sizce de klasik anlamda Hinduizm ve Budizm’de önemli bir yer tutan “Karma” kavramına benzeyen bir düşünceyi çağrıştırmıyor mu? Karma “eylem” anlamına gelen, evrensel bir neden-sonuç yasasıdır. Bireyin yaptığı iyi ya da kötü her eylem, gelecekte ona uygun sonuçlar doğurur.

Eylemlerimizin sonuçları kaçınılmaz olarak çocuğumuz gibi bize geri dönecek, eteğimizden tutacak ve bizi etkileyecektir. Hayatın iniş çıkışları, karşılaştığımız zorluklar ve başarılar, aslında geçmişteki tercihlerimizin, eylemlerimizin ve niyetlerimizin bir sonucudur.

Karma vardır. İyi niyet de fesat düşünce de size geri döner. Kısacası herkes kendi kalbinin ekmeğini yer.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Sevgiyle kalın,
15.10.2024

Bu yazıyı paylaş:

Benimle iletişime geçin...

Benimle iletişime geçin...