Fictophilia: Kurgusal Karakterlere Duyulan Derin Bağlılık

Fictophilia: Kurgusal Karakterlere Duyulan Derin Bağlılık

Fictophilia: Kurgusal Karakterlere Duyulan Derin Bağlılık

 “Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı, hem aptallık; hem inancın devriydi, hem şüpheciliğin; hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca Cennet’e gidecektik ya da tam aski istikamete.” Charles Dickens- İki Şehrin Hikayesi

Dünyanın en etkileyici giriş cümlelerinden biri Charles Dickens’ın 1859 yılında yayımlanan “İki Şehrin Hikayesi” adlı romana ait.

Fransız Devrimi öncesi ve sonrasındaki kargaşayı, aç ve sefil halkın ağır vergiler nedeniyle perişanlık içinde yaşarken, monsenyörlerin zevk ve bolluk içindeki yaşamlarını, zamanla aristokrasiye karşı oluşan öfkeyi ve intikam duygusunu, devrim sonrasında gücü ele geçiren halkın neden olduğu vahşeti ve katliamı anlatan, okuyucuyu tarihsel bir yolculuğa çıkaran ve derinden etkileyen bu muhteşem romanı okudum bu hafta. Okumakta geç kaldığım için kendi kendime hayıflandım.

Romanın ilk sayfalarında dikkatimi çeken tek karakter Sydney Carton olmuştu. Okuyanlar onu çok iyi bilir. Carton ana karakterlerden biri olmamasına hatta başlarda sevimsiz bir insan olarak karakterize edilmesine rağmen, edebiyat tarihinin en trajik kahramanlarından biri olmuştur. Onun içsel çatışmalarla dolu olan karakteri, yaşadığı karşılıksız aşkı ve yaptığı fedakarlıklar okuyucuda derin izler bırakıp, bir kahraman olarak hatırlanmasını sağlamıştır. Onun karakteri, kayıp bir hayatın içine sıkışıp kalmış bir adamın kendini bulma ve nihayetinde kurtuluş arayışının etkileyici bir tasviridir.

Geçenlerde karşıma Fictophilia Sendromu ile ilgili bir makale çıktı. “Bazen okuduğumuz bir kitaptaki veya izlediğimiz bir filmdeki kurgusal bir karakter bizi derinden etkileyebilir ve ona karşı yoğun bir bağlılık ve yakınlık hissedebilirmişiz. Bunun asıl nedeni gerçek dünyada bu tür idealleştirilmiş figürlerle karşılaşmamızın zor oluşuymuş.”

Şaşırmadım.

“Kişinin sosyal yaşamını ve gerçek dünya ilişkilerini olumsuz yönde etkilemediği sürece Fictophilia’nın bir zararı yokmuş hatta bu bağlılık sağlıklı sınırlar içinde kaldığı sürece, bireylerin hayal gücünü besleyebilir ve duygusal yaşamlarını zenginleştirebilirmiş.”

Anlaşılan bende de zaman zaman ortaya çıkan bu sendrom nedeniyle “Sydney Carton” da tıpkı Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” kitabının kahramanı Rodion Romanoviç Raskolnikov” gibi ya da Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” kitabının kahramanı “Selim Işık” gibi zihnimde yer etti.

Eğer İki Şehrin Hikayesi’ni okumadıysanız ve Sydney Carton ile tanışmadıysanız, çok şey kaçırmışsınızdır.

Sevigiyle kalın,
19.08.2024

Bu yazıyı paylaş:

Benimle iletişime geçin...

Benimle iletişime geçin...